Showing posts with label sağlık. Show all posts
Showing posts with label sağlık. Show all posts
March 16, 2010
Zeytin Yaprağı Çayı & Kulllanımı & Yararları
Zeytin yaprağı, doğal bitkisel antibiyotik ve antioksidan olması nedeniyle hastalıklardan
korunma ve hastalıkların tedavisinde etkin rol oynayabilir. Zeytin yaprağında bulunan
“oleuropein” ve “eleonik” asit aktif bileşiklerinin antimikrobiyal ajan olarak görev yaptığı bilimsel araştırmalarca kaydedilmiştir. Bu maddelere bağlı olarak zeytin yaprağı çayı, ile vücuda giren mikropları, vücudun doğal bağışıklık sistemi tepki gösterinceye dek yavaşlatır
Zeytin yaprağı, etkileri sarımsak ve soğana da benzeyen doğal bir antibiyotik ve antioksidan-dır.
Düzenli olarak hastalıklardan korunma amaçlı tüketilebileceği gibi doğrudan hastalıkların tedavisinde de kullanılabilir.
Zeytin ağacının tamamında bulunan ve acı-buruk bir tadı olan oleuropein, zeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır. Oysa ki zeytin ağacının hastalık ve zararlılara karşı direncini sağlayan en önemli savaşçının oleuropein olduğu düşünülmektedir. Oleuropein’ in içeriğinde bulu-nan “elenolik asit” ve oleuropein türevi olan “kalsiyum elenolat” çok çeşitli mikroorganizma gruplarını uzak tutma özelliğine sahiptir.
Bugün çok az insan, zeytin yaprağının çok faydalı kullanımı kolay tıbbi bir bitki olduğunu bilir. Zeytin yaprağı kullanımı daha çok Akdeniz ülkeleri insanları tarafından kullanılmakla beraber son yıllarda birçok ülke tarafından da bitkisel ilaç olarak kullanılması bu konudaki araştırmalara hız vermiştir.
ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYININ YARARLI ETKİLERİ
ANTİMİKROBİYAL ETKİ
Zeytin yaprağı çay olarak tüketildiğinde vücuda alınan oleuropein iki enzim tarafından elenolik aside dönüştürülür. Elenolik asit daha öncede belirttiğimiz gibi yüksek antimikrobiyal etkiye sahiptir. Bakterilerin hücre duvarını etkiler ve böylece doğal yolla bağı-şıklık sistemi güçlenmiş olur. Böylece birçok antibiyotiğe direnç kazanan mikro organizma ve dolayısıyla bunların neden olduğu birçok hastalık doğal yollarla ortadan kaldırılmış olmaktadır.
ANTİOKSİDAN ETKİ
Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Demirin paslanması ve balığın sudan çıktıktan sonra ölmesi, oksijenin zararlı etkilerine örnektir. Antioksidanlar, vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışardan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddelerin (serbest radikallerin) nötralize edilmesini sağlar.
Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Zeytin yaprağı ekstraktı yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. Bu etki oleuropein bileşiğiyle beraber tabloda verilen diğer fenolik bileşiklerin sinerjik etkileri sonucu meydana gelir. Vitamin C ve E nin gösterdiği antioksidan aktivitenin yaklaşık 2,5 katı kadar daha yüksek bir antioksidant aktiviteye sahiptir.
KORONER DAMARLAR ÜZERİNE ETKİSİ
İn-vivo şartlarda yapılan birçok çalışma oleuropein’ in vasodilator (damar genişletici) etki yaptığını, tansiyonu düşürdüğünü ve anti-aritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır. Kalp rahatsızlıklarında zeytin yaprağı çayı ile iyi sonuçlar elde edilmektedir. Laboratuar ve klinik çalışmaların sonucu olarak, zeytin yaprağı çayı kalp yetmezlikleri, damar tıkanıklıkları üzerinde de etkili bulunmuştur.
HYPOGLİSEMİK ETKİSİ
( KAN ŞEKERİ SEVİYESİNİ DÜZENLEME )
Yine yapılan in-vivo (canlı vücudunda) çalışmalarda, zeytin yaprağının etken maddesi oleuropein, hipoglisemik etki göstermiş ve yüksek kan şekeri seviyesinde düşme gözlenmiştir.
ZEYTİN YAPRAĞI
Zeytin ağacı (Olea europaea) Oleaceae familyasına ait herdem yeşil bir bitkidir. Zeytin yaprakları binlerce yıl önce insanlar tarafından hastalıkların tedavisinde çare olarak kullanılmıştır. Son yıllarda dünyada, doğal organik bitkiler üzerindeki araştırmalar gittikçe önem kazanmaktadır. Özellikle Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü zeytin yaprağının 21. yüzyılın en önemli doğala antimikrobiyal, antiviral bir etkiye sahip çok önemli bir bitki olduğunu belirtmiştir.Bu konuda 69 kitap, 1800 den fazla makale, dergi ve çeşitli yayınlar yapılmıştır.
Zeytin ağaçları dünyadaki en dayanıklı ağaçlardandır. Uzun süreli yaşamlarını büyük ölçüde kendilerine hastalık ve zararlı-lara karşı direnç kazandıran “oleuropein” adlı bir madde üretmelerine borçludurlar.
40 yılı aşkın bir süredir kullandığımız antibiyotiklere karşı artık çoğu mikroorganizma direnç kazanmıştır. Geçmiş zamanlarda antibiyotiklerle tedavi edilebilen bir çok hastalık, artık tedavi edilemez hale gelmiştir. Bakterilerin ve virüslerin bu ilaçlara daha dirençli hala gelmeleri antibiyotiklerin aşırı doz alımı ya da yanlış kullanılmasının bir sonucudur. İşte zeytin yapraklarında bulunan “oleuropein” maddesi ve hidrolizleri, antibiyotiklere direnç kazanmış mikroorganizmalar üzerinde etkili ve çok değerli bir bileşendir.
Bugüne kadar zeytin yaprağında 100′e yakın madde elde edilmiştir.(Bkz Tablo 1) Yaprakta bulunan bu maddeler zeytin çeşidini uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir.Yaprakta bulunan fenolik ve flavonait
bileşikler vücudun bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar.Yaprakta 60-90mg/gr oranında oleuropein bileşiği bulunmaktadır.
ZEYTİN YAPRAĞININ ETKİLİ OLDUĞU DİĞER RAHATSIZLIKLAR VE MİKROORGANİZMALAR
Kan Şekeri Seviyesini Düzenleme
LDL Kollestrol Seviyesini Düzenleme
Antioksidan Etki
Bronşit
Soğuk Algınlığı
Kulak Enfeksiyonları
Fibromalarya
Fungal (Mantar) Enfeksiyonları
Herpes Virüsü
Salmonella sp.
Kandidiyasis
Dizanteri
Streptococcus sp.
Kandidiyasis
Dizanteri
Streptococcus sp.
Hepatit A,B,C
Zatürre
Cilt Rahatsızlıkları
Zona
Romatizmal Hastalıklar
ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYI KULLANIM ÖNERİSİ
Bir çay kaşığı kuru yaprak, bir bardak sıcak suya konur ve 2-3 dakika demlenmeye bırakılır.. Süzülür ve böylece zeytin yaprağı çayı hazırlanmış olur. Günde 2-3 bardak önerilen dozdur.
korunma ve hastalıkların tedavisinde etkin rol oynayabilir. Zeytin yaprağında bulunan
“oleuropein” ve “eleonik” asit aktif bileşiklerinin antimikrobiyal ajan olarak görev yaptığı bilimsel araştırmalarca kaydedilmiştir. Bu maddelere bağlı olarak zeytin yaprağı çayı, ile vücuda giren mikropları, vücudun doğal bağışıklık sistemi tepki gösterinceye dek yavaşlatır
Zeytin yaprağı, etkileri sarımsak ve soğana da benzeyen doğal bir antibiyotik ve antioksidan-dır.
Düzenli olarak hastalıklardan korunma amaçlı tüketilebileceği gibi doğrudan hastalıkların tedavisinde de kullanılabilir.
Zeytin ağacının tamamında bulunan ve acı-buruk bir tadı olan oleuropein, zeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır. Oysa ki zeytin ağacının hastalık ve zararlılara karşı direncini sağlayan en önemli savaşçının oleuropein olduğu düşünülmektedir. Oleuropein’ in içeriğinde bulu-nan “elenolik asit” ve oleuropein türevi olan “kalsiyum elenolat” çok çeşitli mikroorganizma gruplarını uzak tutma özelliğine sahiptir.
Bugün çok az insan, zeytin yaprağının çok faydalı kullanımı kolay tıbbi bir bitki olduğunu bilir. Zeytin yaprağı kullanımı daha çok Akdeniz ülkeleri insanları tarafından kullanılmakla beraber son yıllarda birçok ülke tarafından da bitkisel ilaç olarak kullanılması bu konudaki araştırmalara hız vermiştir.
ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYININ YARARLI ETKİLERİ
ANTİMİKROBİYAL ETKİ
Zeytin yaprağı çay olarak tüketildiğinde vücuda alınan oleuropein iki enzim tarafından elenolik aside dönüştürülür. Elenolik asit daha öncede belirttiğimiz gibi yüksek antimikrobiyal etkiye sahiptir. Bakterilerin hücre duvarını etkiler ve böylece doğal yolla bağı-şıklık sistemi güçlenmiş olur. Böylece birçok antibiyotiğe direnç kazanan mikro organizma ve dolayısıyla bunların neden olduğu birçok hastalık doğal yollarla ortadan kaldırılmış olmaktadır.
ANTİOKSİDAN ETKİ
Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Demirin paslanması ve balığın sudan çıktıktan sonra ölmesi, oksijenin zararlı etkilerine örnektir. Antioksidanlar, vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışardan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddelerin (serbest radikallerin) nötralize edilmesini sağlar.
Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Zeytin yaprağı ekstraktı yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. Bu etki oleuropein bileşiğiyle beraber tabloda verilen diğer fenolik bileşiklerin sinerjik etkileri sonucu meydana gelir. Vitamin C ve E nin gösterdiği antioksidan aktivitenin yaklaşık 2,5 katı kadar daha yüksek bir antioksidant aktiviteye sahiptir.
KORONER DAMARLAR ÜZERİNE ETKİSİ
İn-vivo şartlarda yapılan birçok çalışma oleuropein’ in vasodilator (damar genişletici) etki yaptığını, tansiyonu düşürdüğünü ve anti-aritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır. Kalp rahatsızlıklarında zeytin yaprağı çayı ile iyi sonuçlar elde edilmektedir. Laboratuar ve klinik çalışmaların sonucu olarak, zeytin yaprağı çayı kalp yetmezlikleri, damar tıkanıklıkları üzerinde de etkili bulunmuştur.
HYPOGLİSEMİK ETKİSİ
( KAN ŞEKERİ SEVİYESİNİ DÜZENLEME )
Yine yapılan in-vivo (canlı vücudunda) çalışmalarda, zeytin yaprağının etken maddesi oleuropein, hipoglisemik etki göstermiş ve yüksek kan şekeri seviyesinde düşme gözlenmiştir.
ZEYTİN YAPRAĞI
Zeytin ağacı (Olea europaea) Oleaceae familyasına ait herdem yeşil bir bitkidir. Zeytin yaprakları binlerce yıl önce insanlar tarafından hastalıkların tedavisinde çare olarak kullanılmıştır. Son yıllarda dünyada, doğal organik bitkiler üzerindeki araştırmalar gittikçe önem kazanmaktadır. Özellikle Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü zeytin yaprağının 21. yüzyılın en önemli doğala antimikrobiyal, antiviral bir etkiye sahip çok önemli bir bitki olduğunu belirtmiştir.Bu konuda 69 kitap, 1800 den fazla makale, dergi ve çeşitli yayınlar yapılmıştır.
Zeytin ağaçları dünyadaki en dayanıklı ağaçlardandır. Uzun süreli yaşamlarını büyük ölçüde kendilerine hastalık ve zararlı-lara karşı direnç kazandıran “oleuropein” adlı bir madde üretmelerine borçludurlar.
40 yılı aşkın bir süredir kullandığımız antibiyotiklere karşı artık çoğu mikroorganizma direnç kazanmıştır. Geçmiş zamanlarda antibiyotiklerle tedavi edilebilen bir çok hastalık, artık tedavi edilemez hale gelmiştir. Bakterilerin ve virüslerin bu ilaçlara daha dirençli hala gelmeleri antibiyotiklerin aşırı doz alımı ya da yanlış kullanılmasının bir sonucudur. İşte zeytin yapraklarında bulunan “oleuropein” maddesi ve hidrolizleri, antibiyotiklere direnç kazanmış mikroorganizmalar üzerinde etkili ve çok değerli bir bileşendir.
Bugüne kadar zeytin yaprağında 100′e yakın madde elde edilmiştir.(Bkz Tablo 1) Yaprakta bulunan bu maddeler zeytin çeşidini uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir.Yaprakta bulunan fenolik ve flavonait
bileşikler vücudun bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar.Yaprakta 60-90mg/gr oranında oleuropein bileşiği bulunmaktadır.
ZEYTİN YAPRAĞININ ETKİLİ OLDUĞU DİĞER RAHATSIZLIKLAR VE MİKROORGANİZMALAR
Kan Şekeri Seviyesini Düzenleme
LDL Kollestrol Seviyesini Düzenleme
Antioksidan Etki
Bronşit
Soğuk Algınlığı
Kulak Enfeksiyonları
Fibromalarya
Fungal (Mantar) Enfeksiyonları
Herpes Virüsü
Salmonella sp.
Kandidiyasis
Dizanteri
Streptococcus sp.
Kandidiyasis
Dizanteri
Streptococcus sp.
Hepatit A,B,C
Zatürre
Cilt Rahatsızlıkları
Zona
Romatizmal Hastalıklar
ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYI KULLANIM ÖNERİSİ
Bir çay kaşığı kuru yaprak, bir bardak sıcak suya konur ve 2-3 dakika demlenmeye bırakılır.. Süzülür ve böylece zeytin yaprağı çayı hazırlanmış olur. Günde 2-3 bardak önerilen dozdur.
Olive oil's Health Benefits
Olive oil's health benefits
The greatest exponent of monounsaturated fat is olive oil, and it is a prime component of the Mediterranean Diet. Olive oil is a natural juice which preserves the taste, aroma, vitamins and properties of the olive fruit. Olive oil is the only vegetable oil that can be consumed as it is - freshly pressed from the fruit.
olive oil
The beneficial health effects of olive oil are due to both its high content of monounsaturated fatty acids and its high content of antioxidative substances. Studies have shown that olive oil offers protection against heart disease by controlling LDL ("bad") cholesterol levels while raising HDL (the "good" cholesterol) levels. (1-3) No other naturally produced oil has as large an amount of monounsaturated as olive oil -mainly oleic acid.
Olive oil is very well tolerated by the stomach. In fact, olive oil's protective function has a beneficial effect on ulcers and gastritis. Olive oil activates the secretion of bile and pancreatic hormones much more naturally than prescribed drugs. Consequently, it lowers the incidence of gallstone formation.
Olive oil and heart disease
Studies have shown that people who consumed 25 milliliters (mL) - about 2 tablespoons - of virgin olive oil daily for 1 week showed less oxidation of LDL cholesterol and higher levels of antioxidant compounds, particularly phenols, in the blood.(4)
But while all types of olive oil are sources of monounsaturated fat, EXTRA VIRGIN olive oil, from the first pressing of the olives, contains higher levels of antioxidants, particularly vitamin E and phenols, because it is less processed.
Olive oil is clearly one of the good oils, one of the healing fats. Most people do quite well with it since it does not upset the critical omega 6 to omega 3 ratio and most of the fatty acids in olive oil are actually an omega-9 oil which is monounsaturated.
Olive oil and colon cancer
Spanish researchers suggest that including olive oil in your diet may also offer benefits in terms of colon cancer prevention (5). Their study results showed that rats fed diet supplemented with olive oil had a lower risk of colon cancer than those fed safflower oil-supplemented diets. In fact, the rats that received olive oil had colon cancer rates almost as low as those fed fish oil, which several studies have already linked to a reduction in colon cancer risk.
olive oil
Types of olive oil
Generally, olive oil is extracted by pressing or crushing olives. Olive oil comes in different varieties, depending on the amount of processing involved. Varieties include:
Extra virgin - considered the best, least processed, comprising the oil from the first pressing of the olives.
Virgin - from the second pressing.
Pure - undergoes some processing, such as filtering and refining.
Extra light - undergoes considerable processing and only retains a very mild olive flavour.
When buying olive oil you will want to obtain a high quality EXTRA VIRGIN oil. The oil that comes from the first "pressing" of the olive, is extracted without using heat (a cold press) or chemicals, and has no "off" flavors is awarded "extra virgin" status. The less the olive oil is handled, the closer to its natural state, the better the oil. If the olive oil meets all the criteria, it can be designated as "extra virgin".
What is pure and light olive oil? "Pure" olive oil is made by adding a little extra virgin olive oil to refined olive oil. It is a lesser grade oil that is also labeled as just "olive oil" in the U.S.
"Light" olive oil is a marketing concept and not a classification of olive oil grades. It is completely unregulated by any certification organizations and therefore has no real precedent to what its content should be. Sometimes, the olive oil is cut with other vegetable oils.
How to care for your olive oil
Resist the temptation to place your beautiful bottle of olive oil on the windowsill. Light and heat are the #1 enemy of oil. Keep olive oil in a cool and dark place, tightly sealed. Oxygen promotes rancidity. Olive oil is like other oils and can easily go rancid when exposed to air, light or high temperatures.
You can of course buy extra virgin olive oil in any grocery store. A good source on the internet for extra virgin olive oil is here.
Olive oil versus canola oil
Do not fall into the hype which is put out by traditional medicine regarding the promotion of canola oil (rapeseed) as superior due to its concentration of monounsaturated fatty acids. Olive oil is far superior and has been around for thousands of years. Canola oil is a relatively recent development and the original crops were unfit for human consumption due to their high content of a dangerous fatty acid called euric acid.
If the taste of olive oil is a problem, or if you are frying or sautéing food, then you should consider coconut oil. Many nutritionally misinformed people would consider this unwise due to coconut oil's nearly exclusive content of saturated fat. However, this is just not the case. Because it has mostly saturated fat, it is much less dangerous to heat. The heat will not tend to cause the oil to transition into dangerous trans fatty acids.
March 15, 2010
Wellness Energy System - 12 Key Life Processes
Wellness Energy System - 12 Key Life Processes
1) Self-Responsibility & Love
2) Breathing & Relaxing
3) Sensing
4) Eating
5) Moving
6) Feeling
7) Thinking
8) Playing & Working
9) Communicating
10) Intimacy
11) Finding Meaning
12) Transcending
1) Self-Responsibility & Love
2) Breathing & Relaxing
3) Sensing
4) Eating
5) Moving
6) Feeling
7) Thinking
8) Playing & Working
9) Communicating
10) Intimacy
11) Finding Meaning
12) Transcending
Bögürtlenin Faydaları & Yararları
İnsan sağlığında önemli rolleri olan böğürtlenin, yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarını önlediği, ishallerde çok faydalı olduğu, ağız yaralarına ve ayak yorgunluklarına da iyi geldiği, ayrıca iyi bir güzellik losyonu olarak da kullanılabildiği bildirildi.
Türkiye'de yol kanarlarında, korularda ve ormanlarda sık rastlanan, çok kişinin tanıdığı dikenli bir kır bitkisinde yetişen böğürtlenin, organik asitler, mineraller ve vitaminler bakımından çok zengin bir meyve olduğu belirtildi. Güney Florida Üniversitesi bilim adamlarının bulgularına göre, böğürtlenin yaşlılık kaynaklı hafıza problemlerinin giderilmesinde önemli rol oynadığı tespit edildi. Antioksidanlar açısından oldukça zengin bir meyve olan böğürtlenin, yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarını önlediği, ishallerde çok faydalı olduğu, ağız yaralarına ve ayak yorgunluklarına da iyi geldiği ifade edildi.
Meyveleri tam olgunlaştıktan sonra daha şifalı olan böğürtlenin faydaları şunlar: "Böğürtlen, hafızayı dinç tutuyor, yaraları kapatıyor ve ishali anında kesiyor. Özellikle bayanlar için ayrıca bir güzellik ilacı. Eller için çok iyi bir güzellik losyonudur. Böğürtlen yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarını önlüyor, ağız yaralarına iyi geliyor. İshalde, böğürtlenin sıkılarak elde edilen suyu ishallerde çok faydalıdır. Ancak böğürtlen suyu saklanamaz, taze içmek gerekir. Saklanırsa sirkeleşir. Ağız yaralarında, gerek taze ve gerekse kurutulmuş 20 gram böğürtlen yaprağı 1 litre suda haşlanırsa, bu çay ağız yaraları için çok faydalıdır. Ayak yorgunluklarında böğürtlenin sürgünleri ve kökleri 100 grama 1 litre su ölçüsüyle kaynatılırsa, ılıyınca ayak banyosu olarak kullanılabilir. Ayak yorgunluklarına çok iyi gelir. Güzellik için, böğürtlen çiçekleri ise 50 grama bir 1 litre su ölçüsü ile kaynatıldığı zaman, elde edilecek bu şifalı su eller için çok iyi bir güzellik losyonudur."
Yeşil Çayın Yararları Saymakla Bitmez
+ Gribe ve Strese iyi gelir
. Yeşil çay, 'oligomerik proantosiyanidin' denilen çok güçlü antioksidan maddeler içeriyor. Özellikle sabah aç karnına ve egzersiz öncesi tüketilen yeşil çay; hem metabolizmayı hızlandırıyor, hem de yoğun egzersizin yan etkisi olarak üretilen serbest radikallere karşı vücudu koruyor.
KALBE DE İYİ GELİR Yeşil çayın faydaları bunlarla da sınırlı değil. Kalpten damarlara, ciltten bağışıklık sistemine vücuda sayısız yarar sağlıyor. Yeşil çayı öyle çok fazla içmenize de gerek yok. Günde sadece iki fincan yeşil çay içmek size yeter. "Daha fazla antioksidan almak istiyorum" diyorsanız bu miktarı günde 3-4 fincana çıkarabilirsiniz.
. Yeşil çay, 'oligomerik proantosiyanidin' denilen çok güçlü antioksidan maddeler içeriyor. Özellikle sabah aç karnına ve egzersiz öncesi tüketilen yeşil çay; hem metabolizmayı hızlandırıyor, hem de yoğun egzersizin yan etkisi olarak üretilen serbest radikallere karşı vücudu koruyor.
KALBE DE İYİ GELİR Yeşil çayın faydaları bunlarla da sınırlı değil. Kalpten damarlara, ciltten bağışıklık sistemine vücuda sayısız yarar sağlıyor. Yeşil çayı öyle çok fazla içmenize de gerek yok. Günde sadece iki fincan yeşil çay içmek size yeter. "Daha fazla antioksidan almak istiyorum" diyorsanız bu miktarı günde 3-4 fincana çıkarabilirsiniz.
Ağız Kokusuna Elveda Diyin !
Düşünün ki önemli bir iş görüşmesinin ortasındasınız; her adımı doğru attığınızı ve işi aldığınızı düşünmeye başladınız. Görüşmenin sonunda kendinizden emin bir şekilde ayağa kalktınız el sıkıştınız ve “sizinle konuşmak bir zevkti sizden haber bekliyorum” dediniz. Bir anda görüştüğünüz kişinin ifadesinin değiştiğini dudaklarını buruşturduğunu fark ettiniz, gülümsemesinde bir gerginlik oluştu ve sizde bir şeylerin yanlış gittiğini anladınız. En kötüsü de bunun sizin kötü nefesiniz yüzünden olduğunu fark ettiniz. Bu bırakmak istediğiniz en son izlenimdi.
Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Onur Öztürk kötü ağız kokusu sorunundan dolayı birçok hastanın onları ziyaret ettiğini belirtti. Aslında birkaç küçük önlemle kolayca kurtulabilinecek bu problem yüzünden kişilerin zor durumlarda kaldıklarını, kendilerine olan güvenlerini yitirdiklerini ve konuşmaktan çekindiklerini ya da kişilerin onlarla konuşmaktan kaçındıklarını belirtiyor. Böylece kendi içine dönen hastaların sosyal çevrelerinin kısıtlandığını ifadesine ekliyor. Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi olan Onur Öztürk bizlere bu durumda kalmamız ya da bu durumdan kurtulmamız için ipuçları veriyor. İşte Diş Hekimi Onur Öztürk’ ten öneriler;
• Eğer önemli bir görüşme ya da toplantının arifesindeyseniz baharatlı yiyeceklerden uzak durun. Yediğiniz şeyin miktarına bağlı olarak ne kadar sık dişinizi fırçalarsanız fırçalayın koku ağzınızda 24 saat kalabilir. Soğan, sarımsak, acı biber, sarımsak, salam, sucuk, pastırmadan kaçının. Aynı zamanda bazı peynirlerden (rokfor gibi) , bazı balıklardan hatta pizzanın üstündeki ançuez den bile uzak durun.
• Kahve, bira yerine su veya meyva suyu için..
• Bir şeyler yedikten sonra hemen dişlerinizi fırçalayın. Bu yediğiniz yemeklerle ilişkilendirilen kokuları uzaklaştırır. Ağız kokusunun en önemli nedeni diş plağıdır. Ağzımızda 50 trilyon kadar mikroskobik organizmanın dolaştığı tahmin ediliyor. Bunlar yemekten her bir parça alışımızla beraber dudaklarımız arasından ağzımıza girerler ve köşelerde kalırlar ve kötü koku üretirler. Sonuç olarak bu kötü kokudan kurtulmak için günde 2 defa dişlerimizi fırçalamalı ve bu plağı dışarı atmalıyız. Eğer yanınızda diş fırçanız ve macununuz yoksa en azıdan suyla ağzınızı çalkalayınız.
• Eğer 20 dakika ferah bir nefese ihtiyacınız varsa ağız gargarasıyla ağzınızı çalkalamak güzel bir fikir olabilir fakat bu Cinderella’nın balkabağı gibidir zaman geçip de yirmi dakika sona erdiğinde sihir de sona ermiş olacaktır ve siz yine ellerinizin arkasında konuşmaya başlayacaksınızdır.
• Maydanoz yemeyi ihmal etmeyin. Maydanoz sadece salatada kullandığımız yeşillik değildir aynı zamanda da bir nefes temizleyicidir. Maydanoz nefesinizi doğal olarak tazeler sadece tam olarak çiğnediğinizden emin olun. Aynı zamanda mutfağınızda bulunan bazı doğal otlar ve baharatlarda doğal nefes tazeleyicilerdir. Kötü nefesinizi hissettiğiniz anda karanfil, zencefil ve anason çiğneyebilirsiniz.
• Dişlerinizle beraber dilinizi de fırçalamayı ihmal etmeyin.
• Burnunuzdan nefes almaya çalışın. Ağızdan nefes almak kuru bir ağza neden olur ki bu kötü kokuya neden olan bakterilere zemin hazırlar.
Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Onur Öztürk ağız kokusuna karşı alabileceğimiz pratik öneriler de bulundu ancak ısrar eden ağız kokularında kişilerin mutlaka bir diş kliniğini ziyaret etmeleri gerektiğini belirtti. Ağız kokusu diğer ağız problemlerinin işareti olabilir. Çürümekte olan bir diş ya da diş fırçalamayla temizlenemeyen bir plakta ağız kokusuna neden olabilir. Plusdent Diş Kliniği’nden Onur Öztürk bu durumlarda diş hekiminin yardımıyla kalıcı ferah bir nefese sahip olabileceğimizi belirtti.
Subscribe to:
Posts (Atom)
Pages
Blog Archive
-
▼
2010
(145)
-
▼
April
(36)
- Faith in God
- The Lord Delivers Us From All Troubles
- Great Inventions
- Pablo Picasso
- Grant, O Lord
- Karate Kid (June 11, 2010)
- Splice (June 4, 2010)
- Eurovision Song Contest 2010
- I Put My Life Into Your Hands
- Walking
- The Art of Being Happy
- Pakito - Biography
- Dj Tiesto - Biography
- Rihanna - Biography
- Tarkan : Don't Leave Me Alone Lyrics
- Inna - Biography
- Lady Gaga - Biography
- Justin Bieber - Biograpy & New Album
- Life is Good
- Resident Evil: After Life (Sept. 17. 2010)
- Astronauts Exposed to Higher Levels of Radiation
- International Space Station (ISS)
- Don't Worry
- Be Strong and Courageous
- Golden Lion Tamarin
- Site Trafiği Sağlama ( Ücretsiz )
- Old Dogs
- Date Night
- Common Cold Symptoms and Remedies
- ABBA - Dancing Queen 1976
- ABBA - Lay All Your Love On Me
- ABBA - Honey Honey
- Do Not Be Afraid
- To Love and Be Loved
- Good Friday
- Broken Hearts
-
▼
April
(36)